4 Eylül 2012 Salı

TATİL 1: BURSA-TİRİLYE-KUMYAKA

İlk gezi postuma kısa Bursa turumuzla başlıyorum. Bayramda Bandırma dönüşünde uğradığımız bu iki küçük kasaba, denizin kıyısında çok şirin yerler. Pek fazla gezilecek yeri yok; ama yolunuz o taraflara düşerse mutlaka uğrayın derim. 


Trilye' nin sahili... Bayram olmasına rağmen epey kalabalıktı. Herkes gezmeye gelmişti bu küçük kasabayı.


                                             Sevgili eşim ve ben :)


                                                Cnm benim :)

Gördüğünüz kalabalığın orda takı standları vardı. Tam benlikti ama insan kendi yapınca alamıyor; çünkü benzerlerini yapıyorum zaten.

Küçük bir plajı vardı. Ama denizi çok dalgalıydı.


Harika bir manzaraydı alabildiğine Marmara denizi... Ama aşırı bir rüzgar vardı, oraya oturmakta baya bir tereddüt ettim doğrusu :)

Kumyaka çok daha minik bir yerdi. O yüzden burda çekindiğimiz tek foto bu. Yemek yemek için oturduğumuz Falez Cafe. Kadayıflı kaşarlı köftesi müthişti. Kadayıflı köfte mi dediğinizi duyuyorum; evet ben de ilk defa gördüm ama müthişti çıtırdacık bir tat çok lezzet vermişti.


Şimdilik bu kadar. Diğer gezi postunda yarın görüşmek dileğiyle... :)

3 Eylül 2012 Pazartesi

BAYRAM KOMBİNİ VE ESKİŞEHİR' DE BAYRAM

Selam a dostlar :) Uzunca bir tatilin ardından nihayet aranızdayım. Buraları çok özlemişim. Post yayınlayamasam da, tatil boyunca telden nete girerek neler yapıyorsunuz takip etmeye çalıştım. Ama sizinle bir şeyler paylaşmayı çok özlemişim, bunu anladım. Çok güzel bir tatil oldu benim için. Bir çok memleket gördüm, hiç bu kadar uzun bir seyahat yapmamıştım daha önce. Sanırım 2000 km kadar yol katetmişiz, belkide daha bile fazla. Gezdiğim yerleri fotolayabildiğim kadar sizlerle paylaşacağım ama hepsi ayrı ayrı postlarda olacak. Çünkü bir posta sığdırabilmem mümkün değil.

Neyse evet öncelikle geç kalmış bir post olsa da bayram gezmelerimizden ve kombinimizden bahsedelim. Öncelikle bayramın ilk gününü Bandırma' da geçirdik. Eşimin anneannesinin yazlığında toplandık hepimiz. Yazlıkta epey tanıdıklar olduğu için, tatil yerinde akraba gezmesi yaptık çok ilginçti. Kimileri denize girip güneşleniyorken, biz yine de akraba ziyaretlerimizi ihmal etmeyerek, bayramı   eski tadında geçirmek için çabaladık. Artık bir çok kişi için   bayram demek; tatil demek oldu. Gençler için akraba ziyaretleri kalmamış vaziyette. Eskiler ise hala bu güzel geleneği yaşatabilmenin uğraşı içerisinde. 

Bayramın ikinci günü ise; benim memleketim Eskişehir' e geçtik. Bakınız önceki Eskişehir turumuz. Bütün akraba ve kuzenlerim oradaydı. Hep bir iki günlüğüne gittiğimiz için, bu kez tatilimiz varken uzunca kalmak istedik. Ve 4-5 gün oradaydık :) Ama yine de öyle çabuk geçti ki, hiç bir şey anlayamadım :(

Ve işte bayram kombinim...




Kol detayı ve çantam...






Vee kuzen-akraba buluşmalarından bir kaç kare...



 Kuzenler ve dondurma ziyafeti...




Kahve dünyasında bu tadı kesinlikle denemelisiniz. Ve de yoğurtlu dondurmasını...




Veee sevgili Gülay ablamın bize evlilik ve bayram hediyesi olarak yaptığı tezhip çalışması. Ah min'el aşk... Bunun için ayrı bir post hazırlayacağım. Oturma odamızın duvarında yerini buldu bile, sadece fotoğraflanmayı bekliyor. Ayrıntılı bir şekilde fotolayıp, anlamıyla birlikte paylaşacağım sizlerle.

Burdan sonraki tatil turumuz şöyle devam ediyor: Bursa-Tirilye-Kumyaka, Muğla-Gökova-Akyaka, Marmaris, Datça, Palamutbükü, Knidos, Bodrum-Akyarlar, Manisa...

GEZİ POSTLARINDA GÖRÜŞMEK ÜZERE. SEVGİYLE KALIN...


17 Ağustos 2012 Cuma

TATİL :)

Arkadaşlar hepinize Allahaısmarladık, ben 10-15 gün kadar buralarda yokum. Bloğumu yalnız bırakmayın. Hepinize şimdiden hayırlı bayramlar, iyi tatiller :)

16 Ağustos 2012 Perşembe

SALAVAT ETKİNLİĞİ SONA ERİYOR, SON KATILIMLAR LÜTFEN

SALAVAT ETKİNLİĞİ YARIN SONA ERİYOR ARKADAŞLAR. SON MİKTARLARI TOPLUYORUM. YARINA KADAR OKUDUĞUNUZ MİKTARLARI MAİLLE YA DA YORUM OLARAK BELİRTİRSENİZ SEVİNİRİM.

YOLLADIĞIM HEDİYE VE SONRASINDA MUTLULUĞUM :)



Sevgili " Minik Atölyem" e kombin yarışmasında kazandığım hediyeyi o harika poşetiyle gönderdiği için çooooook teşekkür ediyorum:) p.s: uzun süredir face kullanmadığım için şükranlarımı iletemedim bu gecikmeden dolayı kusura bakmayın please:S



Kombin yarışmasında 1. olup, bu güzel şalı kazanan arkadaşımız Nesrin Burak (Duman) ' a asıl bu inceliğinden dolayı ben teşekkür ediyorum. Yolladıklarımı fotolayıp, bu güzel yazısıyla Facebook' ta yayınlayarak teşekkürlerini iletmiş. Şalının seçimini de kendisine bırakmıştım. Harika bir seçimdi. Elazığ' a yollamıştım, ulaşıp ulaşmadığına dair mesaj atmam üzerine, böyle bir incelikle benim gönlümü ferahlattı ulaştığına dair :) Hediye vermek, hediyeleşmek ne güzel !!! :))))

HEDİYE PAKETİNDEN NE ÇIKSA? :)

Blogda 100 kişi olduk. Bu rakama ulaşınca bir çekiliş yapıp, hediye vereceğimden bahsetmiştim. Ben hediyeyi düşünüp, hazırlayana kadar; bloğum büyümeye devam etsin bakalım :) Ben hediyeyi kararlaştırana kadar kaç kişi olacağız acaba? :) Tatil dönüşüme kalabilir ama yine güzel bir hediye olacak inşallah. Beklediğinize değecek :)

15 Ağustos 2012 Çarşamba

14 Ağustos 2012 Salı

İFTAR SOFRAMIZ-2

İşte bizim küçük iftar soframız :) İki kişilik bir aile için balkondaki masamızda minik iftarımız :)




Menümüz:
  • sarımsaklı yoğurtlu tarhana çorbası
  • yoğurtlu pideli köfte
  • karışık salata
  • haydarili semiz otu
  • limonata
 

13 Ağustos 2012 Pazartesi

İFTAR SOFRAM

Bu hafta sonu iki akşam da iftarda misafirlerim vardı. Ama maalesef ki ben sofraya tüm servisi yaptıktan sonra fotoğraflayamıyorum bir türlü. Hazırlık aşamasında, daha fırındakiler pişerken ya da ısıtılırken ve de misafirlerim gelmeden bir kaç poz çekebiliyorum ancak. O yüzden sofram boş gibi gelebilir ama valla billa öyle değil :) 

İlk akşam iftarda kuzenlerim olduğu için ve son anda 'hadi iftarı beraber yapalım' deyip de çağırdığım için ancak bu kadar oldu. Ama ayıptır söylemesi kıymalı pidelerime ba-yıl-dı-laaaaaarrr :) Valla ne yalan söyleyeyim ben de bayıldım. İlk yaptığımda hamurunu sütle yapmıştım, biraz daha sert olmuştu.Bu kez sütüm yoktu, suyla yaptım harika oldu. Pastane hamuru gibi yumuşacık oldu.

Neyse hadi geliyorum fotolara :)




                           Öyle kabardılar ki artık yapışmışlar birbirlerine :)



Ve bu da pazar akşamki misafirlerime minik bir jest :) 'Hoşgeldiniz' yazılı çiçekli çıktılar alıp minik bir süsleme yaptım. Fakat rulo yapınca, çiçekli kısmı arkasında kaldı. Son dakika çıkartıp hazırladığım için biraz acemiliğime geldi. Ama olsun, misafirlerim için hoş oldu :)

Maalesef bu soframın tamamını çekmeye vaktim bile kalmadı. çok yorulmuştum ve ucu ucuna yetiştirdim. Olsun değerdi. evimize gelip, soframıza bereket katıp gittiler ya, her şeye bedel bizim. Unutmayın; 'misafir bereketiyle gelir'. Misafiri evinizden eksik etmeyin. Sevgiyle kalın :)

10 Ağustos 2012 Cuma

HERKES GEÇERKEN 10' AR TANE OKUSA...






Hepimiz birbirimizin bloğuna göz gezdiriyoruz şöyle bir. En azından geçerken herkes aşağıdaki salavatlardan bir veya birkaçını 10' ar defa bile okusa; o kadar çok salavat toplamış oluruz ki şu mübarek Ramazan ayında. Böylece hepimizin ismi dualarda geçerken, bir şeyler yapabilmenin huzuruyla dolar kalbimiz. Ve bu kadarı bile bize huzur ve mutluluk vermeye yeter şu ahir zamanda.


Okuduğunuz kadar miktarı bu postun altına yorum olarak ya da Facebook' taki linkin altına yorum olarak veya minikatolyem@gmail.com adresine mail olarak da atabilirsiniz. Son bir hafta acele edelim.

Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed
Manası: Allahım! (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.

Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)


Allahumme salli ala Muhammedin ve enzilhul'muk'adel'mukarrabe indeke yevmel'kıyameti.
Manası: Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e Salatu selam et, ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere(makam-ı Mahmut'a) indir.


Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi'adedi ilmike
Manası: Ey Allahım ! efendimiz Hz. Muhammed'e (S.A.V.) ve efendimiz Hz.Muhammedin (S.A.V.) aline nihayetsiz olan ilminin adedince salatu selam ve bereketler ihsan eyle. 


Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati.
Manası: Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat (Rahmet) et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.
 

 

8 Ağustos 2012 Çarşamba

KOMBİN-4



Bakalım bu kombinimi nasıl bulacaksınız? :) yorumlarınızı bekliyorum, sevgiler...

                                                                                  

6 Ağustos 2012 Pazartesi

İFTAR-1 VE SAHUR-2

İlk iftar misafirimi aldım. En yakın arkadaşım; Tubiş. Yabancı olmadığı için; balkona attığımız minik masaya hazırladım yemeği. Çünkü biz eşimle hep burada yiyoruz bu sıcaklarda. Balkonlar bile esmezken, içeriye tıkılmayalım dedim. Bizim sofra muhabbetlerimiz uzun sürer bir de. Yemekleri kaldırırım ama hemen mutfağı toplamaya girişenlerden değilim :) Biraz yediklerimi sindireyim hele, bir günün yorgunluğunu atayım değil mi?  :) Püsürlükse püsürlük ama napıym yemek hazırlarken yoruluyorum zaten, biraz sofra keyfi yapmak hakkım :) Hele kahvaltı sonrası bir çay keyfi yapacağım illaki o sofrada. Sofrayı bekletmek iyi değil derler, ama şöyle bir üstünü örterim kuruyacakların, ekmekleri poşete koyarım bir güzel haftasonu kahvaltı keyfime çayımla devam ederim :)

Neyse nerden geldim ben yine buralara, çenem düştü. Eveeeet önce iftar soframız ve sonra da menümüz, buyrun....


                                                 zeytinyağlı barbunyam...

                                 yoğurtlu semiz otu... kuru nane ve sarımsak karışımlı.

Bu üzeri yoğurtlu gördüğünüz ise; yoğurtlu pideli köfte. Çok pratik, denemelisiniz. Köfteleri hazırlayıp kızarttım. 4 parçaya böldüm herbirini. Pideleri de küp küp kestim. Salçalı sos hazırlayıp köfte ve pidelerin üzerine ekledim. Fırınladım tekrar pideler de ısınsın diye. Çıkarttıktan sonra da üzerine yoğurt ekledim bolca. Aslında bir de üzerine kırmızı biberli tereyağ kızdırıp dökecektim unuttum :( Bir de kekik serptim üzerine. Aynı dışarıda hazır yediğimiz yoğurtlu köfte gibi oldu. Ramazan için harika bir tarif bence, hazır pideler bolken.

Geceye kadar muhabbet ettik tubişimle. Özleşmişiz haliyle kaç aydır görüşemiyorduk. Gecenin saat 1 inde yine Sultanahmet' e sahura gitmeye karar verdik. Hemencecik hazırladık piknik çantamızı, aldık kilim ve minderlerimizi, yine düştük yollara :) Bu kez inanılmaz kalabalıktı. Millet dip dibe oturuyordu. Nazar değdirdim resmen geçenki bu postumda. Tam güzel bir yer bulamadık diye üzülürken, harika bir yer bulduk. Camiinin dibi ve koca bir palmiye ağacının altında hem de köklerinin üzerinde tümsekçe bir yer. Önümüzde bomboştu, ışıl ışıl Sultanahmet Camii'ne karşı yine yudumladık çaylarımızı :) İşte...

                                                          sahur soframız

                                                              tubişim


                                                             ve ben :)

Sabah namazımızı da kıldık orada. Fakat öylesine bir kalabalıktı ki, o kadar çok insan vardı ki camiinin içi çorap kokusuyla doldu :) Abdesthanede sular taştı artık onca insan olunca. Maşallah diyelim tabiki, harika bir atmosferdi her şeye rağmen. Eve gitmemiz   sabahın 6 sıydı. Dolu dolu bir gün geçirdiğimiz için çok mutluyuuuuum :)

3 Ağustos 2012 Cuma

KİTAP ÖNERİSİ


Harika bir kitap... 'Aklından Bir Sayı Tut' adlı kitabının ardından John Verdon' un sürükleyici polisiye romanı. İnsan elinden bir an olsun bile bırakmak istemez mi? Acayip sürükleyici, tüyler ürpertici... Bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Önce ilk kitabı Aklından Bir Satı Tut' u, sonrada 2. seri Gözlerini Sımsıkı Kapat' ı okumalısınız. Bitirmeme az kaldı; çatlıcam sonunu merakla ve merakla bekliyorum.

2 Ağustos 2012 Perşembe

HA GAYRET 100 KİŞİ OLALIM, HEDİYEYE ULAŞALIM :)

Çabuk çabuk büyüdük, biraz emekledik ama şimdi koşar adımlarla, daha çok faydalı şey yapmak için acele eder oldum. Bloğu bir o yana çektim, bir bu yana. Her şeyden olsun istedim. Modayla başladım, satış bloğu olarak; ama faydalı şeyler okumak, yazmak daha çok keyif verdi bana. Yine yapıyorum satış, özellikle el emeği ürünlerimi satıp, bir kazanç elde etmek harika bir şey. Sonuçta kendi ürettiğim, emek verdiğim şeyler ve beğenilmesi bana apayrı bir mutluluk veriyor. 

Takı tasarımla başladım. Buraya koyduklarım bir kaçı sadece. Yakın çevremden çok sipariş aldım. Şenlikler, kermesler derken takıdan istediğimi aldım sanırım. Yeni şeyler öğrenmeli, farklı konularda da geliştirmeliyim kendimi derken; arayış içine girdim. El emeğine hayranım, bende yarattığı mutluluğa, sonuçlarına... Kısacası bir terapi benim için. Ve daha güzel işler yapmak için kendimi geliştirme aşamasına aldım. İnşallah bir kaç ay sonra farklı bir hobiyle karşınızda olurum. Ama sanırım bir süre sizlerle güzel şeyler paylaşmak, öğrenmek, tavsiye etmek, ve bir çok kişiye faydalı olmak amacım. Allah' ın izniyle inşallah.... :)

Beni ekleyen her bloğu, tek tek inceledim. Kimlere hitap ediyor paylaştıklarım, kimlerle yorumlarda daha sık buluşup samimiyet kurabiliyoruz, en çok hangi yazılarım ilgi çekiyor gördüm. Ama yine de benim bloğum her telden arkadaşım; çünkü özgür olduğum bir dünya gibi bloğum. Yazdıkça yazasım, sohbet edercesine saatlerce konuşasım var. Benim bloğumda tarlayı ben ekiyorum, siz biçiyorsunuz bir nevi. Bu yüzden de meyvelerini hep beraber yiyoruz diye düşünüyorum. Hepimiz birbirimize çok şey kazandırıyoruz. Ben ortaya bir konu atıyorum, sizler yorumlarda bulunuyosunuz. Yazdıklarının okunmasını bilmek, karşılığını almak süper:)

Ayy ne kadar uzattım konuyu dimi? Ama ben çok mutluyum bloğumda :) Ve diyorum ki daha da büyüsün bloğum, kocamaaaaannn olalım. Veeeeee 100. kişiyi gördüm mü hediyelere boğulalım :))) 
Hepinize teşekkürler canlarım :))

KOMBİN-3

Herkese günaydın :D Ne zamandır fırsat bulup da bir kombin postu hazırlayamadım. Bu kombin postlarımın amacı; hem örtülü bayanların da şık olabileceği, hem fikir vermek, hem de benim hoşuma gidiyor başka bloglardaki bu kombin postları. İlgimi çekiyor yani, resimlere bakıp güzel kıyafet uyumlarını görmek. Ama kısa köse etek ve kollar ya da yarı bağlı eşarp ya da şallar değil. Birazcık dikkat edelim arkadaşlar. Evet genciz özenebiliriz; fakat bizi örnek alacakları düşünüp, güzel temsil edelim örtümüzü. Kolları uzun olsun, etekler bileğe kadar olsun, pantolon giyiyorsan uzun tunikleri tercih ediyorsan, şalını güzelce örtüp saçlarını ve ziynet yerlerini gizleyebiliyorsan, amenna diyecek tek kelimem yok. Çünkü ben de çok seviyorum güzel giyinmeyi, renklerin cıvıl cıvıl uyumunu, güzel rengarenk şalları, tulumları, parıl parıl şeyleri evet. Maalesef ki nefsimize bir yere kadar hakim olabiliyoruz, tam anlamıyla asla. Genciz özeniyoruz, süsleniyoruz da evet. Ama sınırları da koruyalım, abartıya kaçmayalım, hanım hanımcık olalım.

Neyse çok uzattım. Bu yazının ardından cıvıl cıvıl bir kombin yayınlarım ben :) Seviyorum bosbol etekleri, elbiseleri :) Hoşça bakın zatınıza :)






30 Temmuz 2012 Pazartesi

SAHURDA SULTANAHMET VE EYÜP SULTAN

İlk defa sahuru dışarda yapacak olmanın heyecanıyla; tüm gün geceyi bekledim :) Gece pikniğine gidiyoruz yaşasııınnn nidalarıyla, çocuk kadar heyecanlıydım :) İstikamet; Sultanahmet' ti elbetteki. Piknik çantamızı, kilimimizi, minderlerimizi kapıp, eşimle düştük yola gece saat 01.00 de. Giderken fırından sıcacık pidelerimizi de aldık. Yüklendik eşyaları çıktık meydana. Eskiden olduğu kadar kalabalık değilmiş eşimin söylediğine göre. Önceden yer bulmak imkansızmış, sıkış tepiş dipdibe oturulurmuş. Şansımıza daha sakindi ve bir ağacın altına yayıldık çimlere. Gelir gelmez koyulduk valla yemeğe. Yavaaaaşş yavaş yeriz dedik şu mis gibi açık havanın tadını çıkararak. Sonrasında çay keyfi ohhh... Bunu Ramazan bitmeden tekrarlamalıyız, benim çok hoşuma gitti bu gece pikniği :)

Neyse gelelim fotoğraflara dicem ama fazla foto yok. Çünkü ışıklandırma çoktu ve flaşlı bile çeksem, karanlık ya da bulanık çıkıyordu fotolar. Artık bunlarla yetinelim...


'Dünya ahiretin tarlasıdır'. Ne ekersen onun biçersin...


Nihat Hatipoğlu' nun sahur programı yapılıyormuş Sulatanahmet' te. Biraz da durup onu dinledik.


Bu çeşmenin ihtişamı beni benden aldı. Topkapı Sarayının, ilk kapısı Bâb-ı Hümâyun’un önündeki küçük meydanda Sultan Üçüncü Ahmed Han tarafından yaptırılan muhteşem çeşme. Ben ilk kez gördüm. Zaten Sultanhmet' e de bu 2. gidişimdi.

İtalyan edebiyatçı “Edmonde Amicis” bu eserle ilgili olarak; “İnsan elinin oyup işlemediği yer kalmamıştır. Zerâfet, sabır ve servetin harikasıdır. Hiç şüphesiz billûr bir fânus altında korunmaya değer. Bu eşsiz koca pırlanta ilk günü kimbilir nasıl parlıyordu. Onu bir defâ görmek, hayâlinin ölünceye kadar hâfızadan silinmemesi için yeterlidir...” demektedir.  ( netten alıntıdır)


Ertesi akşam da sahurda Eyüp Sultandaydık. Daha doğrusu namazımızı kılıp döndük, sahurumuzu evde yaptık. Çünkü orasının kalabalığına hayretle baktım, adeta gecenin bir vakti bayram yeri gibiydi. Artık dışarlara hasırlar serip, namaz alanları yapmışlardı. Böyle sahneleri görünce; insan Müslüman bir memlekette yaşadığını anlayabiliyor ancak. Keşke her yer her zaman böyle olsa. Orasının da maneviyatı çok güzeldi. Yine ilk kez gitmenin verdiği şaşkınlıkla bakınıyordum her yere. Eyüp Sultan' ın türbesine giremedik maalesef. Gece ziyarete kapatmışlardı. Dualarımızı dışarısından ettik. 

Orda hayran kaldığım şeylerden biri de asırlık çınarlardı. Öylesine heybetliydiler ki bütün avluyu sararak sanki kapalı ama açık havadar bir yerdi. Koca bir bahçenin içinden yürüyoduk resmen dularımızı ede ede. Avluda bir de küçük çeşme vardı. Zem zem niyetine içilen şifalı su. Nette resimleri var hepsinin; ama ben daha sakin bir zamanda tekrar gidip, sizler için fotoğraflamak istiyorum her bir ayrıntıyı. Maalesef ki bu gidişimizde kalabalıktan dolayı hiç foto çekemedim :(


Önceden birçok caminin minberinde yer alan sancaklar birer birer kaldırılsa da; Alemdâr-ı Resûl'ün minberindeki sancaklara kimse dokunmamış. Bu  sancaklar, gelen ziyaretçilere Eyüp Sultan' ın mahşer günü altında toplanılacak bayrağının hatırasını hatırlatıyor. Ancak 1730' da Patrona İsyanı sırasında, sancak-ı şerif in asillerin eline geçmemesi için saraya alınarak Hırka-i Saadet dairesine konulduğundan, günümüzde yalnız kılıfları durmaktadır. 

Daha detaylı bir Eyüp Sultan ziyaretinde  buluşmak dileğiyle....


26 Temmuz 2012 Perşembe

SALAVAT KUMBARASI

Yeni tanımış olduğum iki blog sahibesinin katkılarıyla başlatılmış olan salavat toplama kampanyasına ben de dahil olarak bir katkım olsun istedim. Böyle güzel bir düşünceyi bizlerle paylaştıkları ve vesile olmamıza sebep oldukları için;  Hayata Dair Pırıltılar ve Kelebek Gibi ' ye burdan da teşekkürlerimi iletiyorum.

Ramazan ayına özel salavat toplama kampanyasına katılmak isterseniz; siz de bu postun altına yorum olarak okuduğunuz salavat sayısını yazabilirsiniz. Şimdiden Allah hepinizden razı olsun... :)

24 Temmuz 2012 Salı

SADAKA TAŞI: HAYDİ SENİN DE BİR KATKIN OLSUN!

S.a. arkadaşlar;

Bu gün size 'Sadaka Taşı' adlı dernekten bahsetmek istiyorum. Derneğin merkezi; İstanbul' dur. Sadece Allah rızası için verebilmek adına, 2010 yılı Ocak ayında kurulmuştur. Alan eli hicaptan, veren eli gurur ve riyadan koruma” ilkesiyle  sadaka kültürünü en geniş ve derinlikli manasıyla toplumumuza yaymayı görev edinmiştir. 

“Veren el ile alan el arasında nahif bir sadaka taşı… İnfak sahibi bağışını sadaka taşına bırakır, ihtiyaç sahipleri de el ayak çekildiği saatlerde gelip buradan ihtiyacı olan kadarını alır.”

Çok fazla bahsetmeme gerek yok. Vereceğim linklerde, her türlü soru ve cevabınızı bulabileceğinize inanıyorum. Şu mübarek Ramazan ayında, siz de zekatınızı vermek isterseniz; 70 tl = 1 kumanya ediyor. Yani bir kumanyayla, Afrika' da bir aile, bir ay geçinebiliyor. Zekatınız ihtiyaç sahiplerine gitsin. Yiyecek bir lokması olmayanın boğazından geçsin sizin alacağınız aş. Bu linkleri herkesle paylaşalım. Allah hepinizden razı olsun...

                           RAMAZAN PROJESİ
PROJE ÖZET BİLGİLERİ
PROJE
RAMAZAN PROJESİ
KATEGORİ
SOSYAL YARDIM
BAŞLAMA TARİHİ
15.07.2012
ÜLKE
20 ÜLKE
BİTİŞ TARİHİ
21.08.2012
HEDEF KİTLE
MUHTAÇ HALK
İSTİFADE EDECEK KİŞİ SAYISI
500.000



SADAKA TAŞI DERNEĞİ HAKKINDA

İncitmeden, hor görmeden ve başa kakmadan sadece Allah rızası için verebilmek adına ecdadımız tarafından yaygın bir şekilde kullanılmış olan “Sadaka Taşları”ndan ilham alarak 2010 yılı Ocak ayında yola çıkan derneğimiz  “Alan eli hicaptan, veren eli gurur ve riyadan koruma”  ilkesiyle sadaka kültürünü en geniş ve derinlik manasıyla toplumumuza yaymayı görev edinmiştir.
Evrensel dostluk ve kardeşlik bilinciyle hareket eden Sadaka Taşı Derneği onurlu bir hayat sürebilmesi için ihtiyaç sahiplerinin yanında olmayı kendine araç edinmiştir.
Sadaka Taşı Derneği, dünyanın neresinde olursa olsun sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış; savaş, tabii afet vb. sebeplerle mağdur olmuş, yaralanmış, sakat kalmış, aç ve açıkta kalmış, zulme uğramış tüm insanlara gerekli insani yardımı ulaştırmayı kendine görev edinmiştir.



PROJENİN HEDEFİ


Ramazan ayı münasebetiyle başta Türkiye olmak üzere dünyanın 20 ülke ve bölgesindeki muhtaç insanlara yardımlaşma ve dayanışmanın sağlanması. Gelişmişlik oranı düşük yoksulluk oranı yüksek bölgeler öncelikli olmak üzere muhtaç insanların kumanya ihtiyaçlarının karşılanması.

PROJENİN GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİ ÜLKELER VE BÜTÇELERİ




ÜLKE

KUMANYA+İFTAR+BAYRAMLIK

KUMANYA+İFTAR+BAYRAMLIK

PR. BR.
AFGANİSTAN
X
25.000
USD
BANGLADEŞ
X
30.000
USD
BATI SAHRA
X
25.000
USD
BOSNA HERSEK
X
20.000
USD
BULGARİSTAN
X
25.000
USD
ÇAD
X
25.000
USD
ETİYOPYA
X
25.000
USD
FİLİSTİN
X
100.000
USD
IRAK
X
35.000
USD
LÜBNAN
X
65.000
USD
PAKİSTAN
X
25.000
USD
SOMALİ
X
60.000
USD
SRİLANKA
X
20.000
USD
ÜRDÜN
X
40.000
USD
SURİYE
X
100.000
USD
TÜRKİYE
X
200.000
USD